Basında Biz

Boşanma Komisyonu'nda 'sahte rapor' tartışması

 

Boşanma Komisyonu'nda 'sahte rapor' tartışması

Eklenme tarihi : 
 

KARŞI GAZETE | ANKARA
Komisyon Başkanı Keşir, kadın örgütlerini suçladı.
 

Katıldığı bir televizyon yayınında kadın derneklerini 'evrakta sahtecilikle' suçladığı öne sürülen   
TBMM Boşanma Komisyonu (Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma
Olaylarının Araştırılması Ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu) Başkanı, AKP Düzce milletvekili
Ayşe Keşir'e Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'ndan ( TKDF) tepki geldi.

Komisyonun  taslak raporunda özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesine ilişkin bölümler   
eleştirilmiş ve kamuoyunda "çocukları tecavüzcüsüyle evlendiriyorlar" yorumlarına neden olan bazı ifadelerin, 
çıkarılması istenmişti.

Keşir'in tepkilerden rahatsız olduğunu ve komisyonun taslak raporu hakkında  görüş bildiren ve
eylem yapan kadın örgütlerini evrakta sahtecilik yapmakla itham ettiğini belirten TKDF Başkanı
Canan Güllü ellerindeki raporun sahte olmadığını söyledi.

Komisyon Başkanı Keşir'in kadın örgütlerini itibarsızlaştırmak ve hedef göstermek amacında olduğunu
öne süren Güllü şu açıklamayı yaptı.

'ELİMİZDEKİ RAPOR SAHTE DEĞİL GERÇEK"

"Elimizdeki rapor, Komisyon Başkanlığı’nın şerh yazmaları için komisyon üyelerine gönderdiği 
taslak rapordur. Bu taslak raporun içerdiği  maddelerden bazıları kadın örgütlerinin uzun yıllar
mücadele ederek elde ettiği kazanımların kaybedilmesi demek olacağı için, kadın örgütleri rapor
kesinleş?meden sürece m?ü?dahil olma gereği duymuş, bu doğrultuda açıklamalar ve eylemler yapmıştır.

1976 yılından beri gönüllük felsefesi ile çalışmakta olan kuruluş?umuzu ve Türkiye kadın hareketine
emek veren diğer kadın ö?rg?ü?tlerini zan altında bırakan bu açıklamanın, Sayın Başkan tarafından
bilerek ve isteyerek yapıldığının ve herhangi bir dil sürçmesi olmadığının farkındayız.

KADIN ÖRGÜTLERİ İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR

Bu tarz  açıklamalarla kamuoyunda güvenilirlikleri yüksek olan biz kadın örgütlerinin  gü?ven ve itibar
kaybına uğramasının amaçlandığını düşünmekteyiz. Başkanın bu sözleri her türlü itiraza rağmen
bağımsız kadın örgütlerine saygıdan uzak, kibirli bir yönetim anlayışının yeni bir göstergesidir; zira
iktidar partisinin sistematik kadın düşmanı açıklamalarını ve kadın sivil toplum kuruluşlarına işbirliğinden
uzak yaklaşımına ilişkin tarihimizi hatırlayınca böyle düşünmek için yeterince iyi nedenlerimiz bulunmaktadır.

HEDEF GÖSTERİLMEMİZ BİZİ YILDIRMAZ!

Kadınlar ve kamuoyu, haklar söz konusu olduğunda kime güveneceklerini gayet iyi bilmektedir. Amaç,
kadın örgütlerinin sözünü değersizleştirmek, onları birbirine hedef göstermek ise, bunların bizi yıldıramayacağı
bilinmelidir.

İLK GÜNKÜ İTİRAZLARIMIZIN ARKASINDAYIZ

Kadın mücadelesinde en çok dikkat ettiğimiz konulardan biri, kadınların birbiriyle mücadeleye enerjilerini
harcamama?sıdır. Bu nedenle sayın Keşir’in söylemlerinden doğ?an hukuki savunma hakkımızı saklı tutarak
ve Avrupa Konseyi’nin Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin
Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)’nin kadına yönelik şiddette arabuluculuk ve uzlaştırma gibi kadınları
anlaşmazlık gidermeye zorlayacak yöntemleri yasakladığını bir kez daha ısrarla hatırlatarak,

CİNSEL DOKUNULMAZLIĞA KARŞI SUÇLAR CEZASIZ KALMAMALI

- raporun taslak metnini talebi halinde kendisine gönderebileceğimizin ve rapora kadın haklarında bir geri
adıma daha izin vermemek adına ilk günkü?? itirazlarımızın arkasında olduğumuzun,

?- cinsel dokunulmazlığa karşı suçların asla cezasız kalmaması gerektiğinin,

-karakolların kadınlara eşit hizmet verecek şekilde mesai dışında çalışmasının gerekliliğinin,
yoksulluk nafakasının sınırlandırılamayacağının, kadının mal paylaşım hakkının gasp edilemeyeceğinin, kız
çocuklarının ve kadınların erken yaşta ve zorla evliliklerinin engellenmesine dair mekanizmalara acil ihtiyaç
olduğunun ve

-Aile danışmanlığı konularında İlahiyat Fakültesi mezunlarına verilen yetkinin kadınları merhamet ve adalet
duygusuna mahkum edeceğinin  kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz."

Burcu Oral Evren | karsigazete.com.tr

'Müsait' ve 'kirli' tartışması harekete geçirdi! Yenileniyor.

 Türk Dil Kurumu’nun (TDK), “müsait”, “esnaf”, “kirli” kelimelerini tanımlarken kadınları aşağılayan ifadeler kullanıldığı iddiasıyla tartışma yaşanmıştı. En son yaşanan tartışmada; sözlükte “kirli” kelimesinin karşılıklarından biri için “Aybaşı durumunda bulunan (kadın)” yazılmasının belirlenmesi üzerine yine tepkileri üzerine çeken TDK, yeni sözlük için harekete geçti.

SÖZLÜKTE 117 BİN SÖZCÜK VAR

Kurum yetkilileri Habertürk’e yaptığı açıklamada, Türkçe Sözlük’ün yaklaşık 3 bin sayfadan oluştuğunu belirterek, sözlüğü oluşturan asıl verinin Şemseddin Sami’nin “Kamûs-ı Türkî” adlı eseri olduğunu ve yeni anlam ile kelimeler eklene eklene bugünkü halini aldığını söyledi. Yetkililer, “Şu anda sözlükte 117 bin söz varlığı, 93 bin madde başı var. Bu kadar kelimeyi tanımlamak kolay iş değil. ‘Vay efendim sözlükte aşağılayıcı tanımlar var.’ Bu tanımlar, halk arasında var. Türkçe sözlüğü hazırlarken TDK masa başında oturup bir kelimeyi tanımlamıyor” dedi.

TARTIŞMALI KELİMELERE ‘MECAZ’ EKLEMESİ

TDK’nın, tanımlama yaparken 1900’lü yıllardan başlayıp taranan ve bilgisayar ortamına aktarılan edebi eserlerden yararlandığını kaydeden yetkililer, sorunun internetteki sözlükte kısaltmaların kullanılmamasından kaynaklandığını söyledi.

TDK yetkilisi şunları dedi: “İnternetteki sözlük ile 2011 baskılı Türkçe Sözlük aynı değil. Bu sözlükte her kelimenin birinci anlamı asıl anlamı. İkinci anlamının yanına varsa mecaz kısaltması yazılır. İnternette kısaltmalara yer verilmemiş” dedi. “Kirli” kelimesinin sözlüğe 1945’te girdiğini belirten yetkililer, “Sanılıyor ki TDK bu anlamları yükledi. Bu sözcük, halk arasında veya herhangi bir yazar tarafından kullanılmış. Biz de oradan almışız. Bu anlamda kullanılmış demişiz ve oraya eklemişiz. ‘Kirli’ sözlükten çıkarılmayacak. Kelimenin başına mecaz kısaltması eklenecek.”

TDK’nın Türkçe Sözlük’ü güncelleme çalışmalarına başlandığını ve yenisinin Dil Bayramı’na yetiştireceklerini açıkladı. Yetkililer, internetteki sözlüğün de güncelleneceğini ve mecaz anlam taşıyan kelimelerin başına kısaltma yazılacağını kaydetti. TDK’nın, internetteki sözlükte aradığı kelimeyi bulamayan ve kuruma “Bu kelimenin karşılığı neden yok” diyenler için düzenleme yapılacağını söyleyen yetkililer, “Google’da olduğu gibi vatandaşa, ‘Bunu mu demek istediniz?’ sorusu yöneltilecek” dedi.

'MECAZ ANLAMI DA SÖZLÜKTE OLMASIN'

Türkiye Kadın Dernekleri Başkanı Canan Güllü, “kirli” kelimesinin anlamın içler acısı olduğunu belirterek, şunları dedi:

“Kadınlığın içinde bulunduğu koşulları tanımlayarak bunlardan dolayı onu kirli sıfatıyla tanımladığınız zaman bakış açınız, değer yargınız her biri bir başka noktaya gitmiş oluyor. Bunu öğrenen hem kadın hem erkek gençler bu bakış açısıyla ilerki yaşlarda değerlendirmeye gidiyorlar. Dolayısıyla mecazi anlamın da olmadığı bir süreci TDK’nın başlatmasını istiyoruz.”

'SÖZLÜK CERRAH GİBİDİR, AYIP-GÜNAH BİLMEZ'

Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel, kirli kelimesinin sözlüklerden atılamayacağını belirterek şöyle konuştu: “Bu mantıkla bakarsanız sözlüklerden yüzlerce kelimeyi atmak gerekir. Sözlüklerde bir dilde olan bütün sözcükler olur. Kullanan kullanır kullanmayan kullanmaz. Sözlük bir cerrah gibidir. Ayıp, günah şu bu bilmez. TDK’nın açıklamaları doğru. Mecaz kısaltması konulabilir. Kısaltma konulmasa da olur.”

Kaynak: http://m.milliyet.com.tr/-musait-ve-kirli-tartismasi-gundem-2240982/

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu

 İSTANBUL (AA) - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kadına yönelik şiddetin, kadına yönelik mağduriyetin sadece Türkiye'de yaşayanlar için değil mülteci kadınlar için de geçerli olduğunu belirterek, "Mülteci kadınların da yaşadıkları sorunların bir şekliyle ele alınıp çözülmesi gerektiği konusunda ortak bir görüş sağlandı." dedi.

Kılıçdaroğlu, kadına yönelik artan şiddet, istismar ve baskı politikalarına karşı partisinin atacağı adımları ve çözüm önerilerini değerlendirmek amacıyla kadın örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi.

 

Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, kadın sivil toplum örgütleri ve bazı meslek kuruluşlarının kadınlarla ilgili birimlerinin görüşlerini aldıklarını, onları dinlediklerini belirterek, belli konularda ortak bir metin, düşünce oluşturduklarını söyledi.

 

Bunlardan birincisinin kadın ve erkek eşitliği anayasada yazmasına karşın bunun uygulamada yeterince olmadığı, bu konuda ciddi sorunlar bulunduğu, kadınların bir anlamda ikinci sınıf yurttaş olarak görülmesi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bazen siyaset üslubu olarak da bunun açıkça dile getirildiği ifade edildi. Bu konuda rahatsızlıklar görüş birliği halinde iletildi." dedi.

 

Kemal Kılıçdaroğlu, bunun sadece kadın sivil toplum kuruluşlarının bir görüşü olmanın ötesinde uluslararası istatistik kuruluşlarınca da yayınlayan çalışmaların sonucunda yer aldığını ifade ederek, şöyle devam etti:

 

"Küresel cinsiyet eşitsizliği konusunda 142 ülke arasında Türkiye 125. sırada yer almaktadır. Bu uzun yıllardır kadın ve erkek eşitliği için mücadele eden kadın örgütlerinin henüz beklenen noktaya gelmediğini göstermektedir. Anayasada 'kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir, devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakta yükümlüdür', diye açık hüküm olmasına karşın devletin bu konuda üstüne düşen görevi yeterince yerine getirmediği yönünde görüş birliği sağlanmıştır. Diğer önemli konu, siyasette söz düellosunun kadın hareketlerini ve kadın sivil toplum örgütlerini rahatsız ettiği, dolayısıyla siyasette daha centilmence bir dilin kullanılmasının daha doğru olacağı yönünde ortak bir görüş ifade edildi. Bir başka önemli görüş ise, Türkiye'de 17 milyon yoksulumuz var. Bunlar 4,5 milyon hanede oturuyorlar. Yoksulluğun ailede pek çok soruna yol açtığı ifade edildi. Yoksul kentlerde, semtlerde kreşlerin açılarak annelerin düşük bir maliyetle çocuklarını kreşe bırakmaları, onların eğitiminde aileye belediyelerin katkı yapmasının önemli bir yol olduğu ifade edildi."

 

- Sigortasız ve taşeronda çalışan kadınlar

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kadınlar için ekonomik özgürlüğün çok önemli olduğunu, bunun, kadının ailede daha güçlü bir konumda olmasını da sağladığını kaydetti.

 

Kadın istihdamının öneme değinen Kılıçdaroğlu, "Merdiven altı atölyelerde çalışan çok sayıda kadın var. Bunların büyük bir kısmı sigortasız. Sigortalı olması lazım. Düzenli gelir elde etmeleri lazım. Yasal güvence altında çalışmaları gerekiyor. Taşeron işçilikte çalışan çok sayıda kadın var. Bunların haklarının da teslim edilmesi ifade edildi." diye konuştu.

 

Kılıçdaroğlu, kadın girişimciliğinin de ayrıca desteklenmesine dikkat çekildiğini belirterek, kadının iş gücüne katılımı konusunda Türkiye'de ciddi bir sorun olduğunu, erkeklerin iş gücüne katılım oranı yüzde 71,3 olmasına karşın kadınlarda bu oranın yüzde 31,6 olduğunu aktardı.

 

Kamuya bakıldığında 49,51 gibi bir rakamla karşılaşıldığını, özel sektörle beraber tüm çalışanlar dikkate alındığında ise rakamların düşük olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, toplantıda ayrıca kamuda liyakat sisteminin önemli olduğunun vurgulandığını anlattı.

 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, liyakat sistemi gerçek anlamda uygulanırsa kadınların kamu yönetiminde üst yönetici olma imkanlarının artacağını belirterek, şunları kaydetti:

 

"Kadına yönelik şiddet bütün arkadaşlar tarafından açıkça dile getirildi. Bu konuda özel bir çalışmanın, toplumsal bir çalışmanın yapılması gerektiği vurgulandı. Şiddete karşı kadın sığınaklarının mutlaka açılması gerekiyor. Bu belediyeler açısından zorunlu ama çoğu belediye bu zorunluluğa uymuyor. Kadın danışma merkezlerinin açılması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi de bunları zorunlu kılıyor. Ayrıca cinsel şiddet kriz merkezlerinin de oluşturulması talep edildi. Kadına yönelik şiddetin, kadına yönelik mağduriyetin sadece Türkiye'de yaşayanlar için değil mülteci kadınlar için de geçerli olduğu ifade edildi. Mülteci kadınların da yaşadıkları sorunların bir şekliyle ele alınıp çözülmesi gerektiği konusunda ortak bir görüş sağlandı. Kadınların arzularından birisi, kadınlar siyasette daha fazla yer almalı. Kadın erkek eşitliğinden, kadın haklarından söz ediliyor ama siyasete gelince kadınlar büyük ölçüde dışlanıyor. Cumhuriyet Halk Partisinin cinsiyet kotası olduğu ifade edildi ama bu kotanın parlamentoya yansımadığı dile getirildi. Yansıması için siyasi partiler yasasının kesinlikle değişmesi gerekiyor. Siyasi partiler yasasında cinsiyet kotasının getirilmesinin kadınların en büyük güvencelerinden birisi olabileceği ifade edildi. Kadına ve çocuklara karşı cinsel istismar veya genç gelinler olayı bütün arkadaşlarımız tarafından dile getirildi ve bu konuda hükümetlerin, devletlerin, siyasi partilerin daha sağlıklı, tutarlı bir yol izlemeleri gerektiği ifade edildi."

 

Toplantıya, Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, CHP Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve eşi CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile CHP'nin kadın kolları, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, KADER, İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu, Türk Kadınlar Birliği ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun da aralarında bulunduğu 50'ye yakın kadın örgütü temsilcisi katıldı.
 
Kaynak: http://www.konhaber.com/haber-chp_genel_baskani_kilicdaroglu-532898.html

Sahte sosyal medya hesaplarıyla ilgili çarpıcı araştırma

 Sahte sosyal medya hesaplarıyla ilgili çarpıcı araştırma

İSTANBUL (AA)
İstanbul'daki 38 üniversiteden bin 88 öğrencinin katılımıyla yapılan araştırma,
öğrencilerin sosyal medyada en çok eski sevgililerini takip etmek için sahte
hesap açtığını ortaya koydu.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) tarafından İnsan Toplum ve Teknoloji Derneği ve Leadership Research & Consulting iş birliğiyle

"Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Ağlarda Sahte Hesap Kullanım Eğilimi Araştırma Projesi" yapıldı. İÜ Enformatik Bölümü

Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürsul'un yürütücülüğünde, bölüm başkanı Prof. Dr. Sevinç Gülseçen ve Türkiye Kadın

Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü'nün danışmanlığında, İÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülin Terek

Ünal'ın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen araştırma, İstanbul'daki üniversite öğrencilerinin sosyal medyada sahte hesap

oluşturma eğilimlerini belirleyip, bunun nedenlerini ortaya koyarak, sorunlara çözüm önerileri sunmayı amaçladı. 

Araştırma için veriler, 14-19 Nisan'da "www.NedenSahteHesap.com" adresi üzerinden öğrencilerin şifreli erişimiyle online

ortamda toplandı. Araştırmaya, İstanbul'da 38 üniversiteden 573 kadın ve 515 erkek olmak üzere bin 88 üniversite öğrencisi

katıldı. "Sosyal medyada kullandığınız sahte hesap var mı?" sorusuna katılımcıların yüzde 25,8'si "evet", yüzde 3,2'si "yok ama

açmayı düşünüyorum", yüzde 71,1'i ise "yok" yanıtını verdi. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 24,3'ünün, erkeklerin ise

yüzde 27,4'ünün sahte hesap kullandığı saptandı. Sahte hesaplar arasında, Facebook'un yüzde 58,6, Twitter'ın yüzde 46,

Instagram'ın yüzde 44,1 oranında kullanıldığı ortaya çıktı.

İŞTE O NEDENLER

Sahte hesap kullanan kadınların Instagram (yüzde 54,5), Facebook (yüzde 47,8) ve Twitter'ı (yüzde 41), erkeklerin Facebook

(yüzde 70,1), Twitter (yüzde 51,2) ve Instagram'ı (yüzde 33,1) tercih ettiği belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıları

sahte hesap kullanmaya iten nedenler şöyle:

"Eski sevgiliyi rahat takip edebilme (yüzde 41), sevmediği/bozuştuğu arkadaşı rahat takip edebilme (yüzde 31), aile/akrabadan

gizlenme (yüzde 21,5), oyunlarda ekstra fayda sağlama (yüzde 21,5), siyasi görüşü daha rahat ifade edebilme (yüzde 19,9),

sevgili olarak arkadaş edinme (yüzde 11,9), kendisini gizleyerek küfürlü yazabilme (yüzde 9,2), ticari amaçlı (yüzde 7,7), daha

kuvvetli bir karakter için (yüzde 6,5), spam ya da reklamdan kaçınma (yüzde 5,7), gerçek hesabı daha popüler hale getirme

(yüzde 5,4), daha iyi fiziki görüntü (yakışıklı, güzel) için (yüzde 5,4), cinsiyeti farklı gösterme (yüzde 5), ünlü gibi görünme (yüzde 4,6)

, intikam ya da cezalandırma için (yüzde 3,4), yaşı farklı (büyük ya da küçük) gösterme (yüzde 3,4), pornografik içerik (yüzde 2,7),

sanal ortamda siyasi taciz/rahatsız etme (yüzde 2,7), dolandırıcılık (yüzde 1,9), sanal ortamda cinsel taciz / rahatsız etme (yüzde 1,5)" 
Kadın katılımcıların sahte hesap kullanma nedenlerinin yüzde 56,7'si "eski sevgiliyi rahat takip edebilme", yüzde 44,8'i

"sevmediği/bozuştuğu arkadaşı rahat takip edebilme", yüzde 18,7'si "aile/akrabalardan gizlenme", yüzde 17,9'u "oyunlardan ekstra

fayda sağlama", erkek katılımcıların sahte hesap kullanma nedenlerinin yüzde 25,2'si "oyunlarda ekstra fayda sağlama",

yüzde 25,2'si "siyasi görüşünü daha rahat ifade edebilme", yüzde 24,4'ü "aile/akrabalardan gizlenme", yüzde 24,4'ü "eski sevgiliyi

rahat takip edebilme" olarak sıralandı.

BASKILARDAN KAÇMAK İÇİN...

Araştırmanın değerlendirme bölümünde, eski sevgiliyi takip edebilme ve aile/akrabalardan gizlenme amacıyla sahte hesap kullanmanın

nedenleri arasında, ataerkil yapıdan gelen gelenekçi anlayış ve özel hayatın paylaşılmak istenmemesinin gösterilebileceği belirtildi.

Kadınların sahte hesap açma nedenleri arasında sanal ortamda takip ettikleri veya arkadaş oldukları kişileri, aile ya da mahalle

baskısı nedeniyle çevrelerinden gizleme güdüsünün yer aldığı aktarılan bölümde, erkeklerin çoğunlukla oyun oynamak amacıyla

sahte hesap kullanmalarının onların ataerkil yapının baskısından kadınlar kadar etkilenmediği şeklinde yorumlanabileceği kaydedildi.

Araştırmanın son bölümünde, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Üniversitelerin kadın araştırma merkezleri eğitimlerle flört şiddeti hakkında bilgilendirici broşürler ve eğitimler düzenlemeli, gerekirse bu

konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarından destek alınmalıdır. Üniversite öğrencilerinin siyasi görüşlerini doğru ve yerinde ifade edebilmeleri

için sadece öğrenci kulüpleri değil, siyasi partilerin gençlik kolları ve sivil toplum kuruluşlarında deneyim kazanmaları önemlidir. Toplumsal

cinsiyet eşitliği eğitimi, eğitim-öğretim kurumlarının müfredatına eklenmelidir. Araştırmada elde edilen bulgu ve sonuçlara göre yaklaşık olarak

her dört öğrenciden birinin kendini rahat ifade edebilmek ve baskılardan kaçınmak için sahte hesap kullanmaya yöneldikleri görülmektedir.

Bu durumun aşılması, Türkiye'de yüksek nitelikli insan hakları ve temel özgürlüklere saygılı demokratik bir yapının pekişmesine bağlıdır."

Kaynak: http://mobil.hurriyet.com.tr/sahte-sosyal-medya-hesaplariyla-ilgili-carpici-arastirma-40092826?utm_source=t.co&utm_medium=

post&utm_term=post&utm_content=sahte-sosyal-medya-hesaplariyla-ilgili-carpici-arastirma&utm_campaign=sahte-sosyal-medya-

hesaplariyla-ilgili-carpici-arastirma_egitim_sondakikahaberleri_sosyalmedya

 

1976 Yılında Kurulan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun temel amacı "Kadının kalkınması yoluyla toplumun maddi ve manevi kalkınması için çalışmak ve bu konuda yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak"dır. Ve 43 yıldır bu temel amaçla çalışmalarına devam etmektedir.

İletişim Bilgilerimiz

Küçükesat Akay Cad. 15/2 06660 Ankara - Türkiye

+90 (312) 417 26 04

info@tkdf.org.tr