Basında Biz

MY Dergi'den Türkiye'de bir ilk

 

MY Dergi’den Türkiye’de bir ilk

 

Özel haber ve röportajlarıyla dopdolu bir içeriğe sahip Akdeniz'in aktüel haber dergisi MY Dergi, Şubat sayısında Türkiye'de bir ilke imza atarak kadın hakimleri bir araya getirdi.

 

MY Dergi’den Türkiye’de bir ilk

Tarih : 10.02.2016

 

Yayın hayatında 11´inci ayını dolduran MY Dergi, özel dosya ve haberleri ile Şubat ayına da damga vurdu. D&R ve gazete bayilerindeki yerini alan MY Dergi, Şubat sayısı dosyasında ‘Şiddet Analizi’ başlığıyla Antalya’nın kadın hakimlerini konuşturdu.

Aile içi şiddet çok geniş kapsamlı, toplumsal bir sorun. Antalya’nın, nüfusuna oranla diğer iller arasında Türkiye birincisi olduğu bu utanç tablosunun en önemli kurbanları ise kadınlar ve çocuklar. Evlerde yaşanan şiddetin büyük kısmı çeşitli nedenlerle aile içinde kalırken bir kısmı da şikayet yoluyla güvenlik güçlerine yansıtılıyor. Şiddete maruz kalan eşler, yaşadıkları o insanlık dışı, karanlık saatleri, günleri ya da yılları gözyaşları içinde polise veya jandarmaya anlatarak, kocalarının veya sevgililerinin ‘Fezlekesini’ hazırlatıyorlar. Bu aşamadan sonra mahkemeler devreye giriyor ve suçun niteliğine göre zanlıların cezaları kesiliyor. Ailesine şiddet uygulayanlardan kimisi tutuklanarak cezaevine gönderiliyor, kimisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor. Kimisi ise evinden, yuvasından uzaklaştırılıyor. Şiddete uğrayan kadınlar veya çocuklar ise çeşitli yöntemlerle koruma altına alınıyor. Peki bu önlemler ve mahkemelerce verilen cezalar, toplumun çok önemli kanayan yarası olan aile içi şiddeti durdurabilecek veya en azından tekrarını önleyecek kadar caydırıcı etki ye sahip mi? Sorunun bu can alıcı kısmı gerçekten çok önemli. Çünkü iş mahkeme aşamasına geldiğinde insanlar cezaevine giriyor, yuvalar yıkılıyor, aileler dağılıyor, onarılmaz yaralar açılıyor. Sıkıntılar hafifliyor veya bitiyor gibi gözükse de zorlu süreçler yine başlıyor.

ANTALYA’DA 4.100 KADINA KORUMA

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu araştırmasına göre bu yılın (2015) ilk dokuz ayında, kadına yönelik şiddete karşı tam 85 bin 193 tedbir ve koruma kararı verildi. Aynı dönemde sadece Ankara’da koruma ve tedbir talebiyle yargının kapısını çalan kadın sayısı 15 bin 47 oldu. Yine bu dönemde Antalya’da ise şiddet gördüğünü söyleyen 4 bin 100 kadına koruma kararı verildi. Kadına şiddet alınan tedbir kararlarına rağmen durmuyor. 2013’te polis ve jandarmaya 99 bin kadın şiddet başvurusu yaparken bu rakam 2014’te 132 bine çıktı ve tam 294 kadın öldürüldü. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) araştırmasına göre de, bu yılın ilk dokuz ayında şiddete uğrayan kadınlar için 85 bin 193 tedbir ve koruma kararı verildi. TKDF’nin araştırmasına göre, şiddet gören kadın sayısı ve verilen koruma kararı açısından da İstanbul başı çekiyor. İstanbul’da ilk dokuz ayda 38 bin koruma kararı verildi. Aynı konuda İzmir’de 12 bin koruma kararı verilirken, bu rakam Adana için 800, Konya için ise 120 oldu. Diğer illerde verilen koruma kararı sayısı ise 372.

‘KORUMA YALNIZCA KAĞIT ÜZERİNDE’

TKDF Başkanı Canan Güllü “Alınan bu koruma kararlarının gerçek hayatta kadınları koruduğuna inanmıyorum. Uygulamadaki eksikler nedeniyle kağıt üzerinde kalıyorlar ve yeterli olmuyorlar. Bir toplantımızda Ankara Valiliğinden bir yetkili, ‘Elimizde yeterli bir polis gücü yok. Sadece siyasileri koruyabiliyoruz’ diyerek durumun vehametini anlattı. Koruma kararı kağıt üzerinde kalıyor. Kadını korumaya maalesef yetmiyor. Kadına şiddeti de durdurmuyor” dedi.
2014’te 205 erkek hakkında verilen tedbir kararlarına uymadığı için işlem yapıldı. 163’üne tedbire uymadığı gerekçesiyle zorlama hapsi kararı verildi. 2014’te erkekler aleyhine verilen tedbir sayısı 10 bin 155’iken kadınlar aleyhine verilen tedbir sayısı 260’ta kaldı. Evden uzaklaştırılan kadın sayısı ise 98 oldu.

   

“BİZE EŞİM BAKIYOR, TUTUKLAMAYIN”

Asliye Hukuk Hakimi Nursel Teke de, kadına şiddet olaylarına kadın hakimlerin erkek hakimlerden daha duygusal baktıkları yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Biz yasaları uyguluyoruz. Bu erkek veya kadınla yapılan bir meslek değil. Herkese aynı eşitlikte bakıyoruz. Kadınların da haksız olduğu durumlar var. Kimi zaman erkek de haklı olabiliyor. Adamlar kibar bir şekilde geliyor, “Pişmanım” diyor, gereğini yapıyorsun. Tecavüz ise ayrı bir şey. Ya da, şikayetçi kadın geliyor. “Hapis cezası vermeyin, bize eşim bakıyor “diyor. O zaman düşünüyorsun ve para cezası veriyorsun. “Hapis cezası verirsen daha fazla mağdur olacağız” diyor. Bu sorunların ardında eğitim başta olmak üzere ekonomik ve kültürel nedenler yatıyor” şeklinde konuşuyor.

İKİ KIZINA DA TECAVÜZ EDEN BABA

Hakimlerden biri yine bir anekdot aktarıyor; “Yabancı bir baba, iki kız çocuğu var ve her iki kız çocuğuna da tecavüz ediyor. Bir tanesi hamile kalıyor. 46 yıl hapis cezası verdik. İndirim hakkı vermedik. Erkek hakimler de olsa aynı kararı verirdi. Sırf bayan olduğumuz için farklı kararlar vermemiz söz konusu değil. Yasalar her iki tarafa da aynı şekilde işliyor.” 
Sohbet sırasında duruşmalarda şaşkınlık yaratan diyalogların yaşandığının da altı çizildi. Eşinin tutuklanmasını engellemek ve mağdur olmamak için öz kızına tecavüz edilmesine göz yuman eşlerden, duruşmada verilen cezanın ardından, “Yuvamı yıktın” diye bağıranlardan, “Siz beni evden attınız ama karım sevgilisiyle benim evimde yaşıyor” diyenlerden söz ediliyor.

  

“VURMAM, ÇÜNKÜ O BİR KIZ!”

Yine bir öyküyle ailede ve okulda verilen eğitimin önemi vurgulanıyor, “Olay adliyeye gelmeden önce şiddetin önlenebilmesi için çalışmalar yapılmalı. Avrupa’daki ülkelerden birinde 7-8 yaşındaki erkek çocuğuna “Git, kız arkadaşını yanağından öp” diyorlar. Erkek çocuk gidip kızı yanağından öpüyor. Çocuk geri geldiğinde “Haydi şimdi de git bir tokat at” diyorlar. Ancak çocuk, “Ben vurmam” diyor, “Niye” diye soruyorlar. “Çünkü o bir kız” cevabını veriyor. Kadına saygının çocuk yaşta öğretilmesinin önemi bu örnekle ifade ediliyor. Hakimlerden biri de yaşadıkları farklı bir olayı örnek gösteriyor; “Ben daha önce çocuk mahkemesine bakıyordum. Bir çocuk kız arkadaşının kafasını tahtaya vurmuş ve dava açılmış. Çocuğun raporunu aldırdık. Çocuğun aynı şekilde babasından şiddet gördüğü, babasının oğlunun başını duvara vurduğu ortaya çıktı. Evde yaşadığı şiddetin aynısını kız arkadaşına uyguluyor…”

  

İMAM NİKAHLARI YAYGINLAŞIYOR

2013 ile 2015 yılları arasında aile içi şiddet koruma talebinin çok ciddi bir patlama yaparak, 130 binden 260 bine çıkmasının nedenleri üzerinde de düşüncelerini ortaya koyan Antalya’nın kadın hakimleri şu görüşleri paylaştılar; “Tıpta yapılan bir incelemede ilk çocuk istenen çocuk olarak dünyaya gelmiştir. Kız istersin ancak erkek olmuştur, erkek istersin kız olmuştur. Bu istekler bile çocuğun gelecekte şiddete olan eğilimini etkiliyor.” – “Evlilik öncesi çiftlerin eğitim alması lazım. Sorumluluk alabilecek güçte mi, o konuma gelmiş mi bakılıp, karar verilmesi lazım. Yoksa aşık oldum diye evlenmek sorunlara yol açabiliyor.” – “Artık günümüzde sevgili olsan da aile içi diye geçiyor. İllaki evli olman şart değil. Beraber yaşamalar da aile içi. Şimdi artık resmi nikah da hemen hemen ortadan kalktı desek yeri var. Beraber yaşamalar başladı. İmam nikahı da yaygınlaşıyor…”

“AİLE MESELESİ BİZ KARIŞMAYALIM!”

Gelişmiş ülkelerdeki örneklerden yola çıkıldığında caydırıcılığın sağlanması da iki aşamada değerlendiriliyor. İlki kolluk gücü yani polisin bu olaylardaki tutumunun net ve buna yönelik olmasını sağlayacak eğitimi almaları sağlanmalı. Amerikan polisi bu konularda eğitilmiş ve kesin talimatlarla bu tip olaylarda ne yapmaları gerektiği tekrarlayan eğitimlerle hafızalarına kazımışlardır. Buradaki davranış modelinin polisin dünya görüşü ya da kişisel değerlendirmesinden etkilenmeyecek bir disiplinle sağlanması çok önemli. Bizde ise polisin birçok olayda, “Aile meselesi biz karışmayalım, karı-koca arasında bu tip olaylar olur” yaklaşımlarıyla olayı değerlendirdikleri bireyin hakkını ve korunmasını değil kurumun korunmasını ön plana aldıklarının görüldüğü belirtiliyor. Aile bütünlüğü önemli ancak kişi güvenliği sağlandıktan sonra göz önüne alınması gerekiyor. Bunun öğretilmesi şiddet olaylarında büyük önem taşıyor. İkinci grubun ise yargı çalışanları olduğu vurgulanıyor. Bu suçu işleyen bir kişi çok ağır ceza alacağını bilmeli ve bunun hiçbir şekilde indiriminin olmayacağının bilincinde olmalı.

ANTALYA’DA YAŞANAN SARSICI OLAY

Antalya Adliyesi’nin Çocuk ve Aile Mahkemeleri bünyesinde çok sayıda pedagog ve psikolog görev yapıyor. MYDERGİ’nin deneyimli muhabiri Hakkı Sargın, kadın hakimlerle yaptığı söyleşinin ardından Aile Mahkemesi’nin yolunu tutuyor. Hedefinde, burada görevli psikolog ve pedagoglarla söyleşi yapmak ve sorunun adliye sonrası uygulamalarında aksama olup olmadığını araştırmak var. Burada görevli pedagog ve psikologlar, boşanma, velayet, evlenmeye izin, evlat edinmeler, kişisel ilişki ve velayet değişikliği gibi konularda çalışmalar yapıyorlar. Pedagog Damla Varol ile pedagog Mustafa Özkan ile yapılan sohbette, üstteki 2 paragrafta yer alan ‘uygulayıcı sorunları’ birebir karşımıza çıkıyor. Pedagog Özkan yaşadığı bir olayı aktararak, bu konudaki sorunu açıkça ortaya koyuyor: “Geçtiğimiz aylarda gittiğimiz bir gözlemecide, kenarda sessizce ağlayan bir kadını fark ettim. Gözlemeci de çalışan köylü kadınlardan biriydi. Yanına gidip sorunun ne olduğunu, kendisine yardım edebileceğimi söyledim. Kadının kocası, şiddet uygulaması nedeniyle 2 ay evden uzaklaştırılmış. Ancak mahkemenin kararına uymuyor ve eve gelip eşine şiddet uygulamaya devam ediyor. Bu durumdan iyice bunalan kadın, yakınlarının tavsiyesiyle ablasıyla birlikte karakola gidiyor ve eşinin mahkeme kararına uymadığını anlatıyor. Ancak abla-kız kardeş burada da ayrı bir şok yaşıyor. Durumu anlattıkları polis memuru, “Koca bu, döver de, sever de. Kadın hakları falan deyip erkeklere eziyet ediyorsunuz” diye iki kardeşi azarlayarak karakoldan gönderiyor. Bu durumun çaresizliğini yaşayan kadın da, işyerinde sürekli gözyaşı döküyor. Kadın bu olayı anlatınca, karakola birlikte gitmemizin iyi olacağını söyledim. Tamam dedi ve karakolun yolunu tuttuk. Karakolda çalıştığım kurumu ve görevimi söylemedim, sadece duyarlı bir vatandaş olarak yardım ettiğimi dile getirdim. Benim ısrarım sonucu kadının ifadesi alındı ve evrak işleme konuldu. İşte uygulamadan kaynaklanan sorunlardan biri de bu. Uygulayıcıların eğitilip, bu yönde bilinçlendirilmesi ve takip edilmesi gerekiyor. Bizim millet kadın dövmeyi normal görüyor ve olayı kişiselleştiriyor. Daha başka sorunlar da var. Karakoldaki polis kadından telefon numarası istiyor ve karakolun numarasını veriyor ancak kadının telefonu yok. Bunun yanı sıra sistematik bir duyarsızlaştırma yapıldığı açıkça görülüyor. (Sistematik duyarsızlaştırma: Korkulan nesneyi sıradanlaştırarak kişiyi duyarsızlaştırmak)

Kaynak: http://m.mygazete.com/icerik_detay/my-dergiden-turkiyede-bir-ilk

 TÜRKİYE'DE ENSEST NEDEN YAYGIN?

TKDF (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu) Başkanı Canan Güllü, son yıllarda hızla artan çocuk istismarı ve ensestin nasıl bu noktaya geldiğini anlattı
TÜRKİYE'DE ENSEST NEDEN YAYGIN?
 
7 Nisan 2016 15:38

 

Hürriyet'ten Elvan Yarma, TKDF (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu) Başkanı Canan Güllü ile son dönemde iyice ayyuka çıkan çocuk istismarları ve aile içi cinsel ilişki olarak bilinen ensest vakalarındaki artıiların sebep ve sonuçlarını konuştu...

İşte o söyleşi: 

Türkiye’nin ensest atlasını çıkardınız. Peki Türkiye’de çocuk istismarı günden güne arttı mı? Yoksa şimdi sosyal medya sayesinde daha da mı ayyuka çıktı?

Çocuk istismarı hep vardı ama artarak bugüne geldi.

Çocuğa cinsel istismarda Türkiye tarihi için bir kırılma noktası var mı?

Benim için iki önemli tarih var. Birincisi 2006 Kasım’ında gündeme gelen 17 aylık bebeğe tecavüz vakası. (2006’da İzmir’de 17 aylık bebeğe işkence ve tecavüzden annenin de aralarında bulunduğu 4 kişi tutuklu yargılandı. Anne daha sonra serbest bırakıldı. )

İkincisi ise bu yıl gündeme düşen Karaman’da çocuklara istismar vakası. 2006’da yaşanan olay kamu vicdanını rahatsız etmesine rağmen çocuğa cinsel istismar vakalarının arttığını görüyoruz.

HASTENE ODALARINDA TECAVÜZLERİN YAŞANDIĞI BİR TOPLUMUZ

Neden artıyor?

Biliyorsunuz, 2015 yılında kadına şiddet konusunda yasal indirimler uygulanmaya başlandı. Düşünebiliyor musunuz; Tecavüz mağdurlarının yaşlarının büyütülerek, sanıklara ceza indirimi uygulanması ne kadar korkunç!

Bakın 3 yaşındaki bir çocuk tecavüz sonucu hayatını kaybetti. Burada eğitim o kadar önemli ki. Türkiye’de artık evlilik programlarıyla pompalanan bir kadınlık ve erkeklik var. Eğitimde 4+ 4+ 4 sistemiyle sosyallikten uzak, kendi kapalı alanına çekilen bireyler yetişiyor. Televizyondaki dizilere müdahale etmeye çalışıyoruz ama yetemiyoruz. Siz bir dizide iki eşli insanları gösterirseniz, eğitimi olmayan biri sevgilisinin çocuğunu taciz etmesine ses çıkarmaz hale gelir. İddianameyi okuyun, inanın bir porno film senaryosu! Toplumca değerler sistemimiz zayıfladı. Maddiyatçılığa, siyasi çıkarlara, etnik bölünmeye açık bir toplum haline geldik. Hastane odalarında tecavüz vakaları olan bir toplumuz.

FATMA ŞAHİN’DEN SONRAKİ İKİ BAKANLA SİSTEM ALLAK BULLAK OLDU

Bizim sivil toplum kuruluşu olarak devlette bir karşılığımız yok. STK’ların gücü çocuğa ve kadına istismarı önlemeye yetmiyor. Çünkü hükümetlerin istismara karşı yasal olarak düzenleme yapması gerekiyor. Eğer erken yaşta evliliğin önüne geçerseniz yüzde 80 ensesti de önlersiniz. O yurtlara siyasi yandaşları değil, pedagogları uzmanları getirmelisiniz ki, bir denetim mekanizması olsun.

Fatma Şahin döneminde STK’larla devletin iletişimi müthişti. Fatma Şahin’den sonra iki sayın bakanla sistem allak bullak oldu. Bu dönem diyor ki, STK da olsan senin bana yandaş olman lazım. Devlet “Benim söylediğime itiraz etmeyeceksin“ diyor.

Aile Bakanı “Herkes geceleri uyurken ben sevgi evlerine gidiyorum” demişti…

Ama kimliği belli olmayan kişilerin denetlemeye gitmesi lazım. Çocuk yuvalarına bakanlar gidince zaten yuva yöneticileri hazırlıklı oluyorlar.

Bakın, geldiğimiz nokta: Kadın cinayetlerinde azalma yok. Son iki günü Kılıçdaroğlu’nun söylediği cümle üzerinden yorumlarla geçirdik. Oysa ne Aile Bakanı kişisel olarak rencide edilmeliydi ne de kadın bedeni üzerinden şiddet dili üretilmeliydi.

Ben 45 çocuğa bir vakfın gölgesinde istismar yapılmasını kabul edemiyorum. Karaman olayı önemli çünkü biz bu olayı birinden duymadık. İstismar edilen bir çocuğun travması sonucu öğrendik.

Ensar Vakfı’nın başkanı bir kanalda çıktı, “Suçumuz var” dedi kabul etti. “Karaman’daki evi Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden izin almadan açtık. Ben bu olaydan kendime ders çıkardım.” dedi. Sizin vakfınızın başkanı bu kusuru kabul ediyorsa, Başbakan olarak sizin o vakfı korumanız niye?”

Bu girdaptan nasıl çıkarız? Çocuklarımızı istismardan nasıl koruyacağız?

Çok rahat koruruz. Korkarak hayatımızı zehir etmeyelim. Yapmamız gereken şey güven oluşturabilmek. Ensest konusunda her şeyden önce annenin kendine güvenmesi gerekiyor.

ESKİDEN ÇOCUK TACİZİ KONUŞULMAZDI

Önceki röportajlarınızda “Baba, çocuğuna cinsel istismarda bulunurken anne “biraz daha dayan kızım ne olacak ki' diyor” şeklinde bir ifade okudum. Kanım dondu! Bir anne bunu neden yapar?

Anne “Bu senin görevin. İtaat edeceksin babaya” diyor. Dinin yanlış algılanması aile içinde erkeğe farklı misyonlar yüklüyor. Bahsettiğim vaka 2010 yılında yaşanan bir olay. O yıl bu tip başka bir vaka daha vardı. 

Türkiye’de ensest ne derece yaygın? Bölgesel farklılıklar var mı?

81 ilde de yaygın. İşin rakamsal boyutlarını raporlamak skora dayanacağı için vazgeçtik. Eskiden çocuk tacizi, ensest konuşulmazdı. Bugün geldiğimiz noktada biz bunları konuşabiliyorsak sorgulama bilincimiz yükseliyor demektir. Sayın Bakan istifa etmedi ama bu olaydan sonra tüm vakıfların sayıları çıkarılmalı, yurtların kontrolü sağlanmalı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan acil yardım hattı ve cinsel suçlarla mücadeleyle ilgili destek bekliyoruz.

Size cinsel istismar mağduru çocuklarla ilgili en rahatsız olduğum noktayı paylaşayım:

15 yaşında bir genç kız, babasından çocuk doğuruyor. Sonra doğurduğu bebeği bakım yurduna alıyoruz. Kızı da bakım yurduna alıyoruz. Bu çocuğun geleceğine limon sıkıyoruz! Çünkü istismara uğrayan çocukların kalacağı, travmalarını atlatabilecekleri özel bir birim yok. Ne oluyor? Çocuğun ruhsal sıkıntıları devam ediyor. 

Kaynak: http://yonhaber.com/manset/turkiyede-ensest-neden-yaygin

Türkiye'de ensest gerçeği

 

Türkiye'de ensest gerçeği

 
Türkiye'de varlığı kabul ediliyor ama nedense hiç konuşulmuyor. Kızlar kardeşlerini doğuruyor… Doğru okudunuz, aynen öyle! Aslında dünyanın kanayan yarası. Şahit ola ola nasıl susup yutabiliyoruz? Bunu yaşayanlar anlatamıyor. Ve elinden gelenlerin de onlara ses olması gerek.
Seslerini duyurmalarına destek vermelerine ve sesleri olmak için mücadeleye girmek gerekiyor. Konuyla ilgili yığınla haber, röportaj ve filmler yapılmış hatta yapılıyor olmasına rağmen nedense bunu hiç yüksek sesle konuşmuyoruz. Satır aralarında kaybolup gidiyor. Neden? Hayal ürünü mü sanıyoruz? Yok canım, deyip geçiyor muyuz yoksa? Artık hayır. Eğitimle ve gelişmişlikle ayrıca dindarlıkla alakalı olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Hastalık mı irade sorunu mu tartışılır belki.
Türkiye'de son yıllarda artan kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuğa şiddet, tecavüz ve çocuk gelinler... Yürüyüşler yapıldı yapılıyor, konuşmalar yapılıp konferanslar veriliyor ve önergeler sunuluyor meclise. Artık ses daha gür çıksın diye birbirini hiç görmemiş ama aynı acıda birleşenler sosyal mecradan bir olup tek soluk oluyor sokaklarda. Keşke insan kalmayı becerilebilsek de tüm bunlara gerek kalmasa. Canımızı saklamaktan hayattan zevk almak lüks hale geldi üç günlük dünyada.
Ama şu an bahsettiğimiz şey sadece kadını barındırmıyor. Her yaştan kız ve erkek çocukları barındırıyor, ensest. Anneleri tarafından tacize uğrayan erkek çocuklar da var. Ama yaygın olan babanın ve abinin tacizine tecavüzüne uğrayan kız çocuk vakası.
Türkiye Ensest Atlası'nı çıkaran Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü ile bir araya geldik ve ensest nedir? Neden konuşmuyoruz, utanıyor muyuz, korkuyor muyuz? Ne gibi çözüm önerileri var? Hükümetle ortak çalışmalar yapılacak mı? Hepsini konuştuk ve pek çok vakayla karşılaşmış Uzman Dr. Psikiyatrist Aynil Yenel'in de görüşlerini aldım bu konuda. Bakın neler neler anlattılar...
Öncelikle bilinen ama konuşulmayan ya da sessizce konuşulan ensest nedir?
Canan Güllü: Aile içinde yaşanan taciz tecavüz olaylarının toplu tanımı. Ama biz ensest TKDF olarak tanımlarken babanın kız çocuğuna, annenin erkek çocuğuna yaptığı birinci derecedeki akrabalar üzerinden giden bir tanım olarak görüyoruz. Ancak aile içi dendiği anda kayınbaba dediğimiz dedenin, amcanın, erkek kardeşin abinin, ablanın bir diğer cinse yaptığı aile içinde yaşanan taciz ve tecavüzler olarak da görüyoruz.
Peki, aile içi cinsel istismar dendiğinde ensest algısı oluşmuyor mu?
Kesinlikle oluşmuyor. Hatta basitleştirilmiş haliyle geçiştiriliyor. Ensest tanımı düşünün, babanın kız çocuğuna yaptığı bir eylem ya da çocuklarına yaptığı. Ama anne ve baba tarafından erkek çocuklarına yapılanlar da var.
Neden saklanıyor? Neden konuşulmuyor? Ya da mağdur söylemekten neden korkuyor?
Psikiyatrist Aynil Yenel: Çok rahatsız edici bir konu bir kere. Konuşulduğunda gerçekten de aile yapısına kadar inen ve bütün toplumu, aile yapısını, toplumsal katmanları sorgulamayı gerektiren bir kavram. Bir de her platformda yasaklanmış olduğu için konuşulmayan bir kavram ensest.
"Burası Müslüman ülkedir ensest olmaz"
Ensest sadece Türkiye'nin değil dünyanın da sıkıntısı. Dünyada durum nedir? Ve peki neden yasaklanıyor konuşulması ve çözüm yolları bulunması?
C.G.: Aslına bakarsanız dünya bu konuda kendiyle yüzleşmiş durumda. Bazı ülkelerde ceza anlamında serbestlikler var. Cezalar verilmiyor. Bazı ülkelerde örneğin İngiltere'nin geçmişine baktığınızda Arıkan elde edilmek üzere teşvik edilmiş ensest neredeyse. Ama bizde, yapanların utanmadığı, toplumunsa bunu örtbas ederek yapanlara destek sunduğu bir eylem modelidir. İslam dini içinde ensest mubahtır denen bir cümle yok. Ensestin varlığının devlet tarafından görünür kılınmamasını da garip karşılıyorum. 4 yıldır bu konuyla ilgilenen bir federasyonun başkanlığını yapıyorum, alanda yakaladığım gözlemlediğim vakalar için bakanlıktan destek istemeye gittiğimde bu ülke Müslüman ülkedir, ensest olmaz cevaplarıyla karşılaştım. BM'den kaynak istemeye gittiğimizde sağlık bakanlığı onaylasın diyoruz, sağlık bakanlığı raporlarından çıkarıyor ensesit ile ilgili Türkiye'nin karanlık yüzünü.
Kapatarak bir ayıbı örtemezsiniz
Hangi ülke daha katı bu noktada cezai yaptırım olarak?
Cezai yaptırımı hangisinde daha çok diye bir cevaba giremem ama İngiltere'de bir genişlik var bu konuda. İsveç'te tamamen serbest, Finlandiya'da kurallar var ve biz Finlandiya ile çalışıyoruz. Destek aldık onlardan. Bizi 4 yıl izlediler ve 4. yılımızda da onlarla yol arkadaşlığımız başladı. Umarım biz de bu süreç içinde önümüzdeki günlerde sağlık bakanlığı, aile bakanlığı, milli eğitim, adalet bakanlığı gibi kurumlardan destek alarak toplumun ana arterleri olarak belirlediğimiz aile hekimleri, rehber öğretmenler, adalet bakanlığı çalışanlarıyla beraber bir rehabilitasyondan geçip, bunun bir cezai müeyyidesinin olması gerektiğini ortaya koyacağız.
Toplumla uyum olamamış evlerde ve toplumlarda ensest çok!
Bu bilinç yerleşir de bir gün ensest biter mi?
A.Y.: Bitmez. Toplumun genelini eğittiğinizde, toplumsal düzeni değiştirdiğinizde, aile yapısını daha güçlendirdiğinizde belki bitmez ama eğitimli bir toplumla azalabilir. Tezimi cinsel istismara uğrayan çocuklar üzerinde yapmıştım ve daha çok birbirleriyle ilişkisi olmayan kırsal ortamlarda ve Türkiye'nin göç alan bölgelerinde toplumla entegre olamamış evlerde ensest vakasının çok olduğunu gördük. Önlemlerin başında bu ailelerin eğitim seviyesini sosyokültürel seviyeye çıkarmak vardır.
Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak bir çalışma bir ışık yakabilir bu anlamda!
C.G: Kesinlikle. Aslına bakarsanız Türkiye'nin yaşadığı dönem itibariyle yeniden şekillenmesi gereken bir toplum yapısı var. Son 50 yıla baktığımız zaman siyasi yapısı içindeki yozlaşma toplum bilincinin gelişmesi yönünde olmadı. Bu da araştırmayan, okumayan, her şeye inanan ya da erkek tarafından baskılanan bir kadın modeline itişi sağladı bizde.
2014 yılında şiddet 6 gün çalıştı 1 gün izin yaptı
C.G: Burada ensest, bu olgunun en büyük felaketiyle beraber son dönemde aile içi şiddette de yansımalarını gösterdi. Türkiye'de 294 kadın 2014 yılı içinde öldürüldü. Şiddetin 1'er gün tatil yaptığını ortaya koyuyor bu rakam. Yani şiddet 7 günde 6 gün eylemdeydi.
14-15 yaşında kızlar babalarından kardeşlerini doğuruyor
C.G: Devlette sessiz kalarak bu suça ortak oluyor. Kızlar babalarından çocuk doğuruyor ensestte. 14-15 yaşında enseste maruz kalmanın örneğidir bu. Türkiye'de eğer bir kız babasından çocuk doğuruyorsa bu benim için kıyamettir. Önlemini alması gereken bir devlet vardır, önlem almış mıdır, hayır. 16 yaşında kadın olmuş bir çocuğu babasıyla aynı eve koyamadığın için yetiştirme yurduna koyuyorsun. Ama bir tarafta anne olmuş annelik özellikleri gerçekleşen bir vücut, bir tarafta en güvendiğiniz babanız, onun tarafından işgal edilmiş bir beden. Bazı avukatlar kızın yaşını büyüterek davayı ceza almama noktasına getiriyor. İç Anadolu Bölgesi'nde bu çok yoğun bir şekilde yapılıyor.
"Bahçeye ektiğin ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?"
C.G: 90'lı yılların başında İstanbul'da bir mahkemeden yaşanan konuşmadır şu; Baba diyor ki: "Hâkim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?" İnanabiliyor musunuz?
Anne oğluna; biraz daha dayan
A.Y: İncelediğim bin dosyada öyle hikâyeler vardı ki. Babanın oğluna cinsel istismar uygularken anne biraz daha dayan ne olacak ki diyordu. Komşuların şahitliğinde verilmiş bir ifadeydi.
C.G: Aynı cümleyi anne kızları için kullanıyordu. Babanın ihtiyacını gider ne olur bak bize zarar verecek. Ya da abindir ne olur evlenene kadar yapmak zorundasın demesi kendinizi insanlıktan çıkmış gibi hissettiriyor.
Bu süreci geri çevirecek eylemler nedir? Neler yapılmalı?
C.G: Bu çocukların ruh sağlığını düzenlemek için psikologlar, çocuk ruh sağlığı uzmanları devreye girecek, bunlar için merkezler açılması gerekecek. Bir sonraki adımlarının da kültür ve sanatla desteklenerek terapilerinin devam etmesi olmalı.
Bananeci mi olmak lazım?
Türkiye'de uzun yıllardır var ensest peki devlet şimdiye kadar neler yaptı?
 
C.G: Hiçbir şey yapmadığı gibi biz yapanların söylemlerini de kabul etmedi. Mesela ben aile bakanlığıyla görüştüğümde bakanlık bunu kabul etmedi.
Gerekçe olarak ne gösterildi?

C.G: Müslüman ülkede ensest yok, ensesti söylersek toplum bizi öteler siyasi parti olarak dendi. Var olanın üstünü kapatıyorsanız size güvenmem zaten. Biz bunu gazete haberlerinde ve televizyonlarda söyler olduk. Tehdit telefonları aldık. Peki, tehdide pabuç bırakıp kenara mı çekilelim? Bana neci mi olmak lazım?
Hangi bölgelerde daha sık duyuyorsunuz?
C.G: Ensest oranının belirli bir bölgeye mahsus olmadığını söyleyebilirim. Sadece ekonomik seviyede, eğitimde bir düzeye gelmiş gelmemiş kişilerde olup olmadığını da söyleyemeyiz. Eğitimle alakası yok. Üniversite mezunu örnekler de var.
Neden bunu söylemekten korkuyorlar? Korkutuluyorlar mı?
 
C.G: Toplum baskısı. Toplum tamamen dışlıyor ensest mağduruysanız. Bu toplum tecavüz ettiği kadınla tecavüz edenin mutluluğunu yaşamış bir toplum. Tecavüz ediliyorsa eden adamla evlensin, dava dosyaları azalsın deniyor.

Kadınlar öğrenilmiş çaresizlik içinde

 
Göç alan bölgelerde de olduğunu söylediniz artık sosyal bir ortama giriyorlar şehre geldiklerinde. Hala devam mı?

A.Y: Kadınlar göçle gelseler bile topluma girebilecek bir serbesti kazanamıyorlar. Kadınlar evin içindeler topluma bütünleşmiş değiller. Kadınlar öğrenilmiş çaresizlik içinde. Erkekler tarafından korkutulmuşlar, toplum tarafından sildirilmişler. Türkiye'de kaçıngan, bağımlı kişilik özelliklerindeki annelerin çocukları enseste uğruyor.

Erken evliliklerde ensest daha fazla
Ne diye korkutuluyor anneler?
 
C.G: Annelerin sosyal güvenceleri yok, istihdam alanlarında çalışmıyorlar. Ölümden ziyade ekonomik kazançları üzerinden tehdit ediliyorlar.
Neden?

A.Y.: Baş etme mekanizmaları gelişmemiş. Çoğu ensest uygulayıcısı babalar kendi benliğini bulamamış, uyuşturucu kullanan ve çeşitli suçlarla bazen bir şekilde dışlanmış babalar.
Enseste uğrayanlar sizinle nasıl iletişime geçiyor?
 
C.G: Önce bir güven mekanizması oluşması lazım. Ne zamanki televizyonda, web sitemizde, gazetelerde görsel olarak görüyorlar o zaman güven mekanizması kuruluyor ve çoğu benimle irtibat kurmaya çalışıyorlar. Güven hattımız var ayrıca (0212) 656-96-96 oraya da ulaşıyorlar. 
Ensest, cehaletin, yokluğun, hiçliğin dışavurumudur ve kimse keyfinden enseste maruz kalmıyor.

Son dönemin moda deyimi "rızası dâhilinde"
C.G: Ensest yaşayanın bilerek yaptığı son dönemde moda bir deyim var rızası dâhilinde bir olay diye. Hiçbir kız, kız çocuğu ya da kadın rızası dâhilinde enseste maruz kalmaz. Ensest cehaletin, yokluğun, hiçliğin bana göre dışa vurumudur toplumda. Bunu yok etmekte toplumun özellikle boyun borcudur. Sivil toplum olarak biz bu işe başladığımızdan beri birçok kez eleştiri ve tehditlere maruz kaldık ama hiçbir şeyde bizi bu yolumuzdan ayırmadı.
Neye dayanarak Doğu ve Güneydoğuda çok olduğunu söylüyorlar anlamıyorum
Türkiye Ensest Atlası'nı çıkardınız uzun süren çalışmalarınız sonucu. Türkiye'de algı doğuda ve güneydoğuda daha fazla enseste rastlandığı, yaşandığı yönünde. Ne dersiniz?
C.G: Yanlış. Yola çıkarken Türkiye Ensest Atlası diye bir çalışma başlattık. Türkiye'deki ensesti hep Güneydoğu ya da Doğuda hatta bir il ismi bile telaffuz ediyorlar. Neye dayanarak? Mesela İstanbul için 16 milyon diyoruz nüfusa. 16 milyonda olan vaka sayısını biliyor muyuz hayır. Gaziantep şehrini ele alalım nüfusu 4 milyon diyelim. Bu kadar nüfuslu bir yerle İstanbul gibi bir nüfusu karşılaştırmalı bir analizimiz var mı? Yok. Ensestin rakamını tespit etmekle elimize geçecek hiçbir şey yok.
Zaten sonucu da maalesef sürekli değişecek bir rapor-atlas olacak bu...
C.G: Önemli olan Türkiye genelinde en asgariye indirmek, toplum bilincini geliştirmek, ensesti engelleyebilecek konuma geldiğimiz gün kadına karşı şiddet engellenmiş olacak.
Artık bir web sitemiz var
Peki, Türkiye ensest atlasını görmeye hazır mı sizce?
C.G: Aslında hazır ve kendiyle yüzleşmeye doğru gidiyor. 4 yıl önce bunu konuşamıyordum. Bence çok büyük adımlar attık Türkiye'de. Bundan sonra da atılacaktır. Artık web sitemiz varwww.aileicicinselsiddet.com oradan derdini anlatabilecek, çözüm önerileri sunabilecekler. Aile içi şiddet hattında, hukukçularla beraber dava sürecini takip edebilecek birçok hukukçuyla işbirliğimiz var. (Türkiye Ensest Atlası'na bu internet sitesinden ulaşabilirsiniz)
 
Kaynak:CNNTÜRK
 

Ensest Nedir Ensest Mağdurlarının Yaşları ve Ensest İlişkiye Zorlanan Kişiler

 
Nüfusbilim Derneği, ensest sorununu tüm boyutlarıyla saptamak, konuya dikkat çekerek farkındalığı artırmak amacıyla Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Fonu işbirliğiyle Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum ve İstanbul ilerinde yürütülmüş olan araştırmanın sonuçlarını 23 Haziran 2009 tarihinde kamuoyu ile paylaştı. Ensest nasıl açığa çıkıyor, neden gizli kalıyor? Ensestin açığa çıkmasıdan sonra hangi sorunlar yaşanıyor, mağdur yaşadığı şeyi niçin dile getirmez? Ensest evin dışına çıktığında: Bağırsa dünya duyar mı? Soruşturma ve yargı sürecinde yaşananlar, ensest sonucu doğan bebekler… Nüfusbilim Derneği ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından hazırlanan “Türkiye’de Ensest Sorununu Anlamak” raporunun yanıt aradığı sorulardan birkaçı… Saha çalışması Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul ve Kocaeli’de gerçekleştirilen rapor; ensest vakaları ile farklı alanlarda karşılaşan rehber öğretmen, sınıf öğretmeni, psikiyatr, çocuk doktoru, çocuk cerrahı, adli tıp uzmanı, halk sağlığı uzmanı, ebe, polis, hâkim, savcı, avukat, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve sivil toplum kurumu çalışanlarından oluşan toplam 98 kişi ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanıyor. Ensest sorunuyla karşılaşan farklı meslek ve kurumlarda çalışan kişilerin deneyimlerini, çözüm arayışlarını ve önerilerini kamuoyuna iletme amacı taşıyor. 3-4 Yaşında Başlayıp… “…bir babanın kızıyla 7 yıl süren ensest ilişkisi olmuştu. Hatta kızın âdet düzenlerini takip edecek kadar ileriye götürdüğü bir ilişki. Ve kız iki kere gebe kalıyor. Gebeliği sonlandırıyor bir şekilde baba. Kürtaj yaptırtıyor… 10′lu yaşlara yakın başlıyor” “…şahsın 5 kızı var. Her bir kızını 3 veya 4 yaşından itibaren istismara başlıyor. Bu çocukları 9-10, yani cinsel anlayışa yakın veya bilinçli, o anlamda bilgi sahibi olmaya geldiği noktada bırakıyor, bir diğerine başlıyor. Bu şekilde 5 çocuğunu da ayrı ayrı taciz etmiş.” Ensest Ne Demek? Amerikan Sağlık, Eğitim ve Koruma Bölümü’nün 1980′deki tanımına göre; ensest, aile içinde ana-baba figürüne, gücüne ve otoritesine sahip kişilerin çocuğu cinsel anlamda istismar etmesi olarak kabul ediliyor. Son çalışmalarda üzerinde birleşilen tanıma göre ise ensest; birbiriyle evli olanlar dışındaki aile üyeleri arasında sözlü-sözsüz, fiziksel, görsel, her türlü erotik davranış… Bu araştırmada Türkiye’deki toplumsal, hukuksal ve dinsel kuralları dikkate alarak mümkün olan en geniş ensest tanımı yapılıyor. Ensest için kabul edilen taciz, taciz edenin cinsel uyarılması ya da tatmini için çocuğa veya gence yönelmiş her türlü fiziksel ya da fiziksel olmayan davranışı içeriyor. Araştırma çerçevesinde taciz edenin kim olduğu konusunda ise temel kriter kan bağı olarak ele alınmamış. Kan bağı olan baba, anne, ağabey, abla, amca, dayı, teyze, hala ve dede gibi akrabalara ek olarak, çocuk üzerinde anne-baba gibi otoritesi ve saygınlığı olan geniş bir akraba ve hısım grubu ensest tanımında taciz edenler arasında sayılıyor. Örneğin enişte, üvey anne-baba, üvey kardeşler bu grupta yer alıyor. Mağdur Her Yaştan Kız Ve Erkek Çocuklar Güç, cinsiyet ve yaş hiyerarşisinden beslenerek zeminini sağlamlaştıran ensest ilişkilerde her yaştan kız ve erkek çocuk taciz ve tecavüze maruz kalabiliyor. Kız Çocuklar Daha Fazla Daha önce yapılmış çalışmaları destekleyecek şekilde, bu araştırmada da aktarılan ensest vakaları arasında mağdurun kız çocuk olduğu olaylar daha fazla. “…14 yaşında bir kızı olan bir kadın. Bir gün kızının kendisine gelip dedesinin, yani kadının babasının kendisine istemediği cinsel içerikli eylemlerde bulunduğunu anlatması üzerine kadında travma sonrası stres bozuklukları yaşanıyor. Çünkü kadın da 16 yaşına kadar babası tarafından cinsellikle ilgili eylemelere maruz kalan bir kadın… Kadın bunu kız kardeşleriyle paylaştığında görüyor ki büyük ablası tecavüze uğramış babasından. Kendisinden bir küçük kız kardeşi de… Kadın 34 yaşlarındaydı. Bir küçük kız kardeş 28-30 yaşlarında. En büyük abla da 40 küsur yaşlarında. En küçük kız kardeş ise 23-24 yaşlarındaydı. Ablaya tecavüz etmiş, kendisine 16 yaşına kadar ensest, yani içinde tecavüz olmayan ensest davranışlarında bulunmuş, kendisinden küçük kız kardeş, o da ensest davranışlarına maruz kalmış, 14-15 yaşına kadar, en küçük kardeşe bir şey yapılmamış…” Hediye Vermekten Ölüm Tehdidine… (Savcı) Ensestte istismar genellikle dokunma, okşama gibi tacizlerle başlamaktadır. Bazı vakalar uzun süre bu şekildeki tacizlerle devam ederken bazılarında taciz artarak devam etmekte ve anal ve vajinal tecavüze varabilmektedir. Kimi vakalard

Sizi çok şaşırtacak şeyler okuyacaksınız birazdan, kanınız donacak, yok artık diyeceksiniz ama lütfen devamını getirin ve görün neler yaşanıyor.

Türkiye'de varlığı kabul ediliyor ama nedense hiç konuşulmuyor. Kızlar kardeşlerini doğuruyor... Doğru okudunuz, aynen öyle! Aslında dünyanın kanayan yarası. Şahit ola ola nasıl susup yutabiliyoruz? Bunu yaşayanlar anlatamıyor. Ve elinden gelenlerin de onlara ses olması gerek. Seslerini duyurmalarına destek vermelerine ve sesleri olmak için mücadeleye girmek gerekiyor. Konuyla ilgili yığınla haber, röportaj ve filmler yapılmış hatta yapılıyor olmasına rağmen nedense bunu hiç yüksek sesle konuşmuyoruz. Satır aralarında kaybolup gidiyor. Neden? Hayal ürünü mü sanıyoruz? Yok canım, deyip geçiyor muyuz yoksa? Artık hayır. Eğitimle ve gelişmişlikle ayrıca dindarlıkla alakalı olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Hastalık mı irade sorunu mu tartışılır belki.

Türkiye'de son yıllarda artan kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuğa şiddet, tecavüz ve çocuk gelinler... Yürüyüşler yapıldı yapılıyor, konuşmalar yapılıp konferanslar veriliyor ve önergeler sunuluyor meclise. Artık ses daha gür çıksın diye birbirini hiç görmemiş ama aynı acıda birleşenler sosyal mecradan bir olup tek soluk oluyor sokaklarda. Keşke insan kalmayı becerilebilsek de tüm bunlara gerek kalmasa. Canımızı saklamaktan hayattan zevk almak lüks hale geldi üç günlük dünyada.

Ama şu an bahsettiğimiz şey sadece kadını barındırmıyor. Her yaştan kız ve erkek çocukları barındırıyor, ensest. Anneleri tarafından tacize uğrayan erkek çocuklar da var. Ama yaygın olan babanın ve abinin tacizine tecavüzüne uğrayan kız çocuk vakası.

Türkiye Ensest Atlası'nı çıkaran Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü ile bir araya gelen CNN Türk muhabiri Büşra Sanay 
"ensest nedir?", "Neden konuşmuyoruz, utanıyor muyuz, korkuyor muyuz?",  "Ne gibi çözüm önerileri var?",  "Hükümetle ortak çalışmalar yapılacak mı?" sorularına yanıt aradı.

"Türkiye'de Enses Gerçeği" başlıklı haberi ile günün televizyoncusu Büşra Sanay oldu.

Gazeteciler.com olarak diyoruz ki, lütfen siz de okuyun, üstü örtülmeye çalışılan gerçeklerin üstündeki örtüyü aralamaya yardımcı olun.

Kaynak: http://www.gazeteciler.com/gunun-televizyoncusu/busra-sanay-87090h.html

Karaman ve Artvin'deki çocuk istismarlarına Antalya'dan tepki geldi

Karaman ve Artvin de yaşanan çocuk istismarları Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Bir tepki de Antalya'dan geldi. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü Antalya Adliyesi önündeki basın açıklamasında taciz ve istismarlara karşı ne yapılması gerektiğini anlattı.Son günlerde artan çocuk istismarlarına karşı tepkiler sürüyor. 

 


Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü Antalya Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptı. 

Güllü istismar ve tacize uğrayanların, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun acil destek hattını arayabileceklerini söyledi. 

Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Songül Başkaya da, cinsel istismarın insanlık ayıbı olduğunu belirtti. 

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Şube Başkanı Füsun Urunga, iyi hal indirimlerinin kaldırılmasını istedi. 

Çocuk istismarına Antalya'dan tepki geldi paylaşan: ulusalkanal
Kaynak: http://www.ulusalkanal.com.tr/yurt/karaman-ve-artvin-deki-cocuk-istismarlarina-antalya-dan-tepki-geldi-h97531.html

1976 Yılında Kurulan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun temel amacı "Kadının kalkınması yoluyla toplumun maddi ve manevi kalkınması için çalışmak ve bu konuda yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak"dır. Ve 43 yıldır bu temel amaçla çalışmalarına devam etmektedir.

İletişim Bilgilerimiz

Küçükesat Akay Cad. 15/2 06660 Ankara - Türkiye

+90 (312) 417 26 04

info@tkdf.org.tr