Basında Biz

 

TORUNUNU TACİZ ETTİ AİLE BİRBİRİNE DÜŞTÜ

 

Burdur'da öğretmenlik yapan 40 yaşındaki A.K., kızı 6 yaşındaki D.K.'nin 2013 yılında 'Size bir sır söyleyeceğim' diyerek dedesinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu anlattı. Bunun üzerine anne A.K.,elektrikçi babası M.B. hakkında şikayetçi oldu. Dede M.B. öz torununa cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. Yargılanma sonunda 2014 yılında M.B. öz torununa 'nitelikli cinsel saldırı'da bulunmak suçundan 12.5 yıl hapse mahkum edildi. Sanık, cezayı temyiz etti.

KARDEŞLER ARASINDA ANLAŞMAZLIK ÇIKTI

Yargıtay süreci devam ederken, kız kardeşi A.K.'nin babasına iftira attığını iddia eden 42 yaşındaki S.B. arasında husumet başladı. Çeşitli zamanlarda tartışan ikiliden S.B., kız kardeşinin telefonda kendisine hakaret ettiğini, tehdit ettiğini iddia ederek şikayetçi oldu. Kız kardeşinin Antalya'da telefonda kendisine 'Allahsız' diyerek hakaret ettiğini, tehditler savurduğunu iddia eden S.B.'nin şikayeti üzerine A.K. hakkında 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

KADIN DERNEKLERİ TAKİP ETTİ

Antalya 23'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuksuz sanık A.K. hazır bulunurken, şikayetçi ağabey S.B.ise katılmadı. Taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmayı, A.K.'ye destek için gelen Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü'nün de aralarında bulunduğu çok sayıda kadın izledi.

'SUÇSUZUM'

Duruşmada ifade veren A.K., suçsuz olduğunu söyledi. 2 çocuk annesi bir öğretmen olduğunu anlatan A.K., ağabeyiyle davalık olmasının temelinde cinsel istismar davasının olduğunu belirtti. Babası M.B.'nin kızına cinsel istismarda bulunduğunu ve bu nedenle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonunda ceza aldığını ifade eden A.K., "Bu davayla ilgili hukuki süreç Yargıtay'da devam etmektedir. Bu nedenle annem A.B. ve ağabeyim S.B. bana husumet besledi" dedi.

ANNE VE AĞABEYİ BASKI KURUYOR

Sanığın avukatı Mehmet Yıldız ise müvekkilinin babasının öz torununa cinsel istismardan dolayı yargılanıp ceza aldığını, kararın henüz kesinleşmediğini anlatarak, "Bundan dolayı müvekkilim üzerinde annesi A.B.ile ağabeyi S.B. baskı kurmakta. Müvekkilim atılı suçu işlememiştir. Beraatını talep ediyoruz" dedi.

EŞİ TANIKLIK YAPTI

Duruşmada tanık olarak dinlenen A.K.'nin eşi 44 yaşındaki İ.K. ise suça konu telefon görüşmesi yapıldığı sırada eşinin yanında olduğunu söyledi.

S.B.'nin avukatı Umut Açıkbaş ise müvekkilinin sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya gelemediğini, iki dava arasında bir bağlantı bulunmadığını söyledi. Mahkeme, S.B.'nin dinlenmesi, dosyadaki eksiklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi.

Kaynak: http://www.bomba32.com/haber/isparta/torununu-taciz-etti-aile-birbirine-dustu-/15022.html

Federasyonumuz Trakya Temsilcisi Feray Karagöz

8 Mart Dünya Kadınlar günü Fatih Universitesi konuşmacı konuk Federasyonumuz Trakya temsilcisi Feray Karagöz.

Bir kadının gözünden Güneydoğu

 Sadece bir haftalık bir deneyimle geri döndüğüm Şanlıurfa, Mardin, birkaç küçük köy ve bir de Suriye sınırında savaşın dibinde bir ilçe olan Akçakale’de gördüğüm, dinlediğim, “fark ettiğim” onca olay ve duyumdan sonra dedim ki kendi kendime: “Ankara’nın göbeğine oturup tüm şımarıklığımla eleştirdiğim, eleştirdiğimiz gibi değilmiş hiçbir şey.” Müdahil olduğum, tanıklık ettiğim bunca olayı, bunca hikayeyi kelimelerimin müsaade ettiğince, naçizane bir duyarlılıkla anlatmak paylaşmak istiyorum.

Televizyondan izleyip, gazeteden okuyup hatmettiğimiz; fakat ötesini çok da irdelemediğimiz zira geceleri yastığımızla dost zamanlarımızda yaşanan bu savaş insanları kırıp geçiyor. Bir de öyle bir savaş ki bu bir elinde din, ötekinde töre. Bir kolu Suriye’den uzanıyor; diğeri tam da ailenin, aşiretin içinden.

Fotoğrafları, videoları görüp keşke Ankara’da olsaydım diye içimin gittiği 8 Mart’ta, Urfa’da Ahmet Korkmaz, 35 yaşındaki eşi Ceylan Korkmaz’ı pompalı tüfekle arkasından vurarak öldürdü. Cinayetinin adını da namus koydu emniyetteki sorgusunda.

Yine aynı gün Şanlıurfa’da, yalnızca kadınların katılımına açık Rojin konserinde parmakla sayılabilecek kadar az kadın bulundu. Çünkü evinden çıkıp gelemedi kadınlar ki bunun adına da “namus” dendi. Bizim Kadın Köyü’nde de durum aynıydı.

Harran Ekolojik Kadın Köyü konserinde izleyicilerin tamamını oluşturan erkekler.
Harran Ekolojik Kadın Köyü konserinde izleyicilerin tamamını oluşturan erkekler.

Kadın “erkeği” olmadan gidemezdi. Erkeği varken de gidemezdi de işte en azından birkaç adım geride yürürdü ondan. Çalıştayına katıldığım, Harran’da kurulacak olan Ekolojik Kadın Köyü bünyesinde yapılan etkinliklerde, Harran ve çevre ilçelerden katılan kadın sayısı yok denecek kadar azdı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu başkanı, benim de gönlümün sultanı olan Canan Güllü durumu şu şekilde ifade etti: “Urfa hâlâ aynı noktada. Erken evlilik, imam nikâhı, kız çocuklarının eğitim sorunu… İşte bu yüzden Ekolojik Kadın Köyü…”

Tarihinde yani Mezopotamya’nın geçmiş döneminde, hükumdarlarla birlikte yasalara mühür basan kadınların yaşadığı bu topraklarda, erkeğin 3 metre gerisinden yürüyen kadınlar görmek öyle üzücü ki. Yöre halkından kadınlarla konuştuğunuzda neredeyse bunu bekler gibi mutlu olup, gülümsediğinizde ta yüreklerinden getirdiği bir tebessümle karşılık veriyorlar.

Emeğe inanan, eğitime bel bağlamış bir muhtara sahip Aydüştü adında bir köyü ziyarete gittik. Adıyla çok yaşasın bu köy! Üç ailenin yaşadığı bu köye bir okul yaptırmış muhtar. Belki bir desteğimiz olur diye anlattı da anlattı. Bu ufak okulun kapısını açtı, ışıklarını yaktı. “Gelin” dedi: “Bir bakın hele.” Anasınıfı var dünyayı yeni öğrenenlere. İçinde ne bir oyuncak, ne bir renk yüze gülen… “Okuyun” nutuklarıyla yaklaştığım çocuklardan birisi (bir kız çocuğu), “Abla bana bir tane resmini bıraksana” dedi. Dünyanın dışından gelmiş gibi görünen ben ona ilham olacaktım akşam herkes uyuduğunda, minik yatağında. Eğilip okuma, yazma, çizme sözü almaya kalkışınca, bana emanet ettiği bir adet cümleyi kalbim kazına kazına yol boyunca düşündüm: Beni okutmazlar ki abla.

Tesadüf bu ya, iki gün sonra Harran Kaymakamı Selami Yazıcı bizi misafir etti odasında. Sorduk soruşturduk eğitim durumlarını. Bu köy için de yardım istedik istemesine de; Harran’a bağlı 101 adet köy varken “Hangi birine uzanacak devletin eli” de demedik değil. Biraz sayılarla konuştu Kaymakam Bey, birkaç hikâye bahşetti. Mesela bir köyde, köylününÇocuklarımızın ahlakını mı bozacaksınız?” deyip okul yapımını reddettiğini… Mesela oralarda eğitim hayatının Aralık’ta başlayıp Nisan’da bittiğini; çocukların tarlalarda çalışmaya gittiğini.

Kusuruma bakmayın uzatıyor da uzatıyorum ama aklım öyle dolu ki. Düşünüyorum; buralarda kadınlar daha doğduğunda lanetleniyor. Ortak noktaları acıları olan bu kadınlar; susmayı, karşılık vermemeyi, duygusunu saklamayı görev biliyorlar. Böyle yetişmişler. Koca koca cümleler kurmuyor, kuramıyorlar. Erkek emir dolu konuşup tek kelimelik emirler yağdırırken, başları önde kafa sallayıp kul oluyorlar. Gördüğüm en az çocuğu olan kadın, yedi çocuk doğurmuştu. Biz şehir feminizmi yaparken; onlar baba, amca, dede, ağabey, koca diye uzanan erk silsilesini besliyorlar. Dayak, hakaret, insandışılaştıran davranışlara maruz kalıyorlar. Kız çocuğu babasının kucağına oturup onunla oynayamıyor günah diye…

Öyle çok hikâyem var ki herkes bilsin istediğim… Başkalarına normal gelen ama bana anlatmak zorunda olduğumu hissettiren öyle birikmişliğim oldu ki bu bir haftada. Dilerim ki gidip kendi gözlerinizle görüp kendi yüreğinizle hissedin. Dilerim ki bu yazıdan sonra cebinizdeki üç beş kuruşu saklayıp köylere bir kalem bir de defter gönderin. Dilerim ki oralardaki kız çocuklarının hayallerini süsleyebilin siz de.

 

Icinde bulundugumuz akıl dısi gundem hk basın yansımaları

 Güllü: İnsan onuruyla alay ediliyor

  • Güllü: İnsan onuruyla alay ediliyor
  • Güllü: İnsan onuruyla alay ediliyor
Güllü: İnsan onuruyla alay ediliyor

 

Elif DEMİRCİ/İZMİR, (DHA)- TÜRKİYE Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kadın şiddeti, ensest, cinsel istismar ve çocuk tacizini önlemek için mücadele ederken bir işadamının "Benim ortanca hanım" sözleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın tecavüz skandalına ilişkin "Bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz" sözlerinin insan onuruyla alay etmek olduğunu söyledi. Güllü, tepki göstermenin sadece kadın dernekleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının işi olmadığını anlatırken, "Uçurumdan düşen Türkiye'nin geleceğini kurtarmak hepimizin işi" dedi. 
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarını önlemek için mücadele ederken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun Ensar Vakfı'nın evlerinde gerçekleşen tecavüz skandalı sonrası "Bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz" sözleriyle İşadamı Ali Ağaoğlu'nun "Ortanca hanımla İstiklal Caddesi'ne gittim. Millet fakir, karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım" sözlerine tepki gösterdi. Canan Güllü, Ağaoğlu'nun Medeni Yasası'nın tek eşlilik maddesiyle dalga geçer gibi 'ortanca hanım' demesinin hakaret olduğunu belirterek terör eylemi sonrası ölenler için fakirler karanfil bırakırken kendisinin zenginliğinden gül bırakmasını, dinleyicilerin de buna gülmesini akıl dışı bulduğunu ifade etti. Güllü, şöyle konuştu: 
"Artan kadın şiddeti, ensest, çocuk tacizini önlemek için mücadele ederken adeta dinin cinselliğe eşitlendiği bir zamanı yaşıyoruz. Güvenlik kaygısıyla hayatlarımız değersizleşirken, sokağa çıkmaktan korkar hale gelmişken kendi egolarını tatmin edenlerin sapık zihniyetine maruz kalıyoruz. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak nereye nasıl yetişeceğimizi şaşırdık. Bartın'da ensestle mücadele ederken Karaman'da taciz, Diyarbakır'da cinsel istismar patlıyor. Cinsel istismarda erken boşalmayı gerekçe göstererek cezayı düşüren mahkemelerle uğraşırken öte yandan Aile Bakanı'nın "Bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz" sözlerini duyuyoruz. Vatandaş, federasyonun ihbar telefonlarından elektronik posta adreslerinden ve sosyal medya hesaplarından bize ulaşıyor. Halk artık yerinde duramıyor. Çünkü ülke yıllardır sessiz kalarak gelişmeleri izledi. Artık susmuyor. Pisliklerin üstünün örtülmesini istemiyor. Halkımız gördü ki sadece derneklerin, sivil toplum kuruluşlarının konuşmasıyla olmuyor, bu ülke meselesi. Uçurumdan düşen Türkiye'nin geleceğini kurtarmak hepimizin işi."

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/izmir-haberleri/gullu-insan-onuruyla-alay-ediliyor_263717

http://www.sozcu.com.tr/mobil/home/detay?post_id=1151689&slug=gundem

http://m.bursadabugun.com/haber/gullu-insan-onuruyla-alay-ediliyor-669009.html

http://www.dha.com.tr/gullu-insan-onuruyla-alay-ediliyor--_1175513.html

1976 Yılında Kurulan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun temel amacı "Kadının kalkınması yoluyla toplumun maddi ve manevi kalkınması için çalışmak ve bu konuda yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak"dır. Ve 43 yıldır bu temel amaçla çalışmalarına devam etmektedir.

İletişim Bilgilerimiz

Küçükesat Akay Cad. 15/2 06660 Ankara - Türkiye

+90 (312) 417 26 04

info@tkdf.org.tr