5 Aralık, Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasının tarihsel bir dönüm noktasıdır. Bu hak, uzun yıllar süren kadın mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve Cumhuriyetin kurucusu Atatürk ile yakın çalışma arkadaşları tarafından yasallaştırılarak toplumsal bir kazanım haline getirilmiştir. Kadınların ilk kez sandığa gidip temsil hakkı elde ettiği seçimde 18 kadın milletvekili parlamentoya girmiş ve bu durum o yılların koşullarında bile büyük bir ilerleme olarak tarihe geçmiştir.
Aradan geçen bunca zamana rağmen siyasette kadın temsili olması gereken düzeye ulaşmamıştır. Bugün siyasi alanın kadınları güçlendiren bir zemin yaratması gerekirken tam tersine kadınları vitrine koyan, karar mekanizmalarından uzaklaştıran, biat ve itaat esaslı bir yapıya dönüştüğü görülmektedir. Kadınların birey olarak var olmasını sağlayan bu özel gün, son yıllarda “Dünya Kadın Hakları Günü” adıyla içi boşaltılarak yeniden tanımlanmaya çalışılmaktadır. Bu çaba, hem tarihe hem kadın mücadelesine hem de Cumhuriyetin kazanımlarına haksızlıktır.
5 Aralık, bir takvim hatırlatmasının ötesinde kadınların demokratik haklarını kullanabilmesi için verilen mücadelenin simgesidir. Bugün hâlâ siyasetin tüm kademelerinde güçlü bir eşitlik politikasına ihtiyaç vardır. Kadınların karar süreçlerinde yer almadığı bir demokrasi eksik ve kırılgandır. Kadınların temsili arttıkça hem siyasetin kalitesi hem toplumsal adalet hem de devletin kurumsal gücü artacaktır.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak bu günün tarihsel anlamına sahip çıkıyor ve kadınların siyasal yaşamda eşit şekilde yer alması için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kadınların kendi sözünü söyleyebildiği, kendi kararını verebildiği ve kendi yaşamı üzerinde tam hak sahibi olduğu bir ülke mümkündür. Bunun yolu kadınların temsiline, özgürlüğüne ve eşitliğine sahip çıkmaktan geçmektedir.
Eşitlikten vazgeçmeyeceğiz.
Canan GÜLLÜ
TKDF Başkanı