KADINLARIN YAŞAM HAKKI BU ÜLKEDE SAHİPSİZ BIRAKILDI

12.12.2020

KADINLARIN YAŞAM HAKKI BU ÜLKEDE SAHİPSİZ BIRAKILDI

KADINLARIN YAŞAM HAKKI BU ÜLKEDE SAHİPSİZ BIRAKILDI

Bir günde üç ayrı kadın, üç ayrı vahşet biçimi.
Şişli’de başı olmayan, vücudu parçalara ayrılmış bir kadın cesedi.
Koruma kararı olmasına rağmen, sokakta son cümlesi 
“İmdat, polisi çağırın” diye haykırırken ateşli silahla öldürülen bir kadın.
Gaziantep’te eski eşi tarafından koli bandı ile bağlanıp 
yüzü kezzapla parçalanan bir kadın.

Bu bir tesadüf değil.
Bu bir “münferit olaylar” dizisi hiç değil.
Bu, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından kadınların bedenleri üzerinden yürütülen açık bir gözdağı siyasetidir.
Kadınlar artık yalnızca öldürülmüyor. Parçalanıyor, teşhir ediliyor, ibretlik hale 
getiriliyor.
Şiddet yalnızca sonlandırmak için değil, korkutmak, sindirmek, susturmak için uygulanıyor. Bu tam olarak ataerkinin kriz anlarında başvurduğu yöntemdir: Kadının bedenini savaş alanına çevirmek.

Koruma kararları kâğıt üzerinde. Polis çağrıları havada kalıyor. Failin elindeki silah, devletin kadına sunduğu “korumadan” daha hızlı çalışıyor. Çünkü devlet, kadınları değil; erkek şiddetini korumayı tercih ediyor.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yalnızca bir hukuki geri adım değildi.

Bu karar, faillere verilen açık bir mesajdı:

“Devlet artık burada değil.”

Ve failler bu mesajı aldı.

 

 

Bugün kadınlar sokakta, evde, işte, kamusal alanda can güvenliğinden yoksun. Başsız cesetler, yakılmış yüzler, paramparça bedenler bize şunu söylüyor:
Bu ülkede kadın olmak, her an öldürülebilir olmak demek. Ama daha da vahimi şu
Bu vahşet karşısında susulması bekleniyor.
“Abartmayın” deniyor.
“Toplumu germeyin” deniyor.

Oysa gerilen toplum değil; kadınların boğazı.
Biz bu şiddeti tanımlıyoruz:
Bu bir erkeklik krizi değil, ataerkinin organize saldırısıdır. Bu bir güvenlik sorunu değil, siyasi bir tercihtir.

Ve buradan açıkça söylüyoruz:
Kadınların sokakta can güvenliği yoksa, bu iktidarın meşruiyeti de yoktur.

İstanbul Sözleşmesi yaşatır çünkü devletin faillere değil, kadınlara taraf olmasını zorunlu kılar.
Bugün yaşanan her vahşetin sorumluluğu, bu sözleşmeden çekilen siyasi iradedir.

Kadınlar susmayacak.
Bu bedenler istatistik olmayacak. Bu vahşet normalleştirilmeyecek.

Çünkü biz hayatta kalmaya değil, insanca yaşamaya mecburuz.

Canan GÜLLÜ 

TKDF Başkanı