KAMUOYUNUN BİLGİSİNE

12.12.2020

KAMUOYUNUN BİLGİSİNE

TBMM’ye sunulan ve 3 Aralık 2025 tarihinde Adalet Komisyonunda görüşülmeye başlayacak 11.Yargı Paketi içinde yer alan geniş kapsamlı AF konusunda Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak sütten ağzı yananların yoğurdu üfleyerek yemesi gerektiğine dair söyleyeceklerimiz var.

İnfaz düzenlemesi kapsamında geniş çaplı bir tahliye planlanması, şiddet mağduru kadınlar açısından son derece ciddi riskler barındırıyor. Bu düzenleme, kadına yönelik şiddet, cinsel suçlar, ısrarlı takip ve ev içi şiddet nedeniyle korunma kararı aldırmış kadınlar için yeni bir güvensizlik hattı yaratıyor. Ceza indirimi ve erken tahliye uygulamaları, faillerin yeniden mağdura yönelme ihtimalini artırdığı için hem yaşam hakkını hem de kadınların güvenliğini sağlaması gereken mekanizmaların etkinliğini zayıflatıyor. Hepimiz biliyoruz ki bazı failler cezaevinden kısa süreli izinlerle çıktıklarında bile “işimi yarım bırakmam” diyerek yeniden şiddet uygulayabiliyor.

Pandemi döneminde kadınlara ve istismar mağdurlarına hiçbir bildirim yapılmadan gerçekleştirilen tahliyelerin yarattığı ağır sonuçlar hâlâ hafızalarda. Şiddetle mücadelede karnemiz zayıfken, gerekli önlemler alınmadan yapılacak yeni tahliyelerin failleri şiddetin suç olmadığına inandıracağı açık. Bu kararları alanlar, şiddete maruz kalanların zararlarında sorumluluk taşımış olacak.

Bu düzenleme sonucunda ortaya çıkabilecek tehditler feminist literatürde uzun süredir tartışılan yapısal şiddet ilişkilerini güçlendiriyor. Faillerin serbest bırakılması korunma kararlarını kâğıt üzerinde bırakabilir ve pek çok kadın tahliye bilgisini zamanında öğrenemediğinde risk yönetimi yapamaz duruma gelir. Mevcut tedbirlerin etkin uygulanamaması göz önündeyken gözetim kapasitesinin aşılması da kaçınılmaz bir sorun olarak karşımıza çıkar ve hukuki koruma fiilen etkisizleşir.

Tahliyeler yalnızca fiziksel şiddet riskini değil, psikolojik şiddeti, ısrarlı takibi ve dijital istismarı da artırır. Failler sosyal medya, dijital iletişim araçları ve mahrem görüntülerin yayılması gibi yöntemlerle kadınların güvenlik alanını daha görünmez biçimde ihlal edebilir. Güvenlik arayışına giren kadınlar açısından sığınaklar ve danışma merkezlerinin kapasitesi zaten sınırlıyken, başvuruların hızla artması yeni bir kriz hattı doğurur. Tüm bu gelişmeler kadınların adalete olan inancını zayıflatır, cezaların caydırıcılığına dair derin soru işaretleri yaratır ve devletin koruma yükümlülüğünü görünür biçimde tartışmalı hale getirir.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak kadınların yaşam hakkını tehdit eden bir düzenlemenin, şiddet mağdurlarını önceleyen kapsamlı bir risk analizi olmaksızın hayata geçirilmesini kabul edilemez buluyoruz. Koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, faillerin denetimli serbestlik sürecinde sıkı biçimde izlenmesi ve mağdurların zamanında bilgilendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Kadınların güvenliği ertelenemez, pazarlık konusu yapılamaz ve hiçbir siyasi kararın gölgesinde bırakılamaz.

Saygılarımızla...

Canan GÜLLÜ TKDF Başkanı